4 Ocak 2016 Pazartesi

52 Yaş Bir Aydınlanma Çağıdır, Işıldıyorum Evet!


Bir aydınlanma dönemidir 50'li yaşlar, ille de 52 yaş.

Dünyayı daha farklı bir gözle görmeye, olaylara başka bir gözle (de) bakmaya başlarsın.

Raflara da öyle.

O raflar, ah o market rafları!

Gençken iraden daha zayıftır, raflardaki kruvasanlara, ille de kayısılı kruvasanlara ve çikolatalara dayanmak daha zor gelir. Bir de çerezlere, bir de gofretler ve bisküvilere, bir de tatlılı dondurmalara, bir de...neyse.


Ama 52 yaş öyle mi? Olgunluğunun ışıltısı gözlerine yansır, duruşuna yansır. Hayat senden korkmalıdır, gümbür gümbür gelmektesindir yaşının bütün ışıltısıyla, kavramışlığı ve aşmışlığıyla.

Bütün asaletinle markete girer, sadece alman gereken şeyleri alır ve kuruvasanlara falan bakmadan...değil de tam olarak, kruvasanlara bakıp aralarında kayısılıdan olmadığını görünce...kayısılı olsaydı halbuki...neyse...

Geçenlerde markete gidip sadece almayı düşündüğü şeyleri almış olarak eve döndüm de üzerinize afiyet. Yıllardır böyle bir şey olduğunu hatırlamıyorum.

Demek ki, dedim; bu yaşta böyle oluyor. Böyle bir, aydınlanıyor insan, parlıyor, ışıldıyor, yükseliyor.

Çıkarken camdaki gölgeme baktım, bana kalsa tepemde şu azizlerin, meleklerin başının üstünde ışıklı bir hale olur ya fotoğraflarda; ondan olması lazım.

Yoktu. Olsun, ben varmış gibi hissettim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder