10 Ekim 2015 Cumartesi

Ankara'da Patlama: Duygular


25 Ekim 2015, sabah saat 11.00 civarlarında haberim oldu Ankara'da patlama olduğundan ; korkunç bir patlama, büyük bir patlama, bir toplu kıyım, bir katliam, bir felaket, bir...kelimeler kifayetsiz.

Haberleri biliyorsunuzdur, ben kendi dinlediklerimi kısaca yazayım, haberleri Fox TV'den izlerim ben genelde, Fatih Portakal dedi ki, 86 ölü var. Ama programın sonuna doğru bu sayının 97'de olabileceğini söyledi, Türk Tabipler Birliğinden öyle bir haber gelmiş. Haberlerin başladığı saatlerde galiba, sayılar şöyleydi: 86 ölü, 184 yaralı, yoğun bakımda 28 kişi ve ameliyat edilmekte olan 18 kişi. Bir de alanda 2-3 canlı bomba olabilirmiş ve bunlardan birinin bir kadın olduğu tespit edilmiş-galiba.


Bu gibi haberleri ve daha fazlasını pek çok yerde bulabilirsiniz, bulabiliriz. Bunları yazmaktaki amacım, bu benim olayla ilgili kişisel kaydımdır, temel bilgiler de bulunsun diye. Benim yazmak istediğim, Ankara'daki patlama ile ilgili olarak gün boyunca aklımdan geçen düşünce ve duygular.

Ben günümü normal bir şekilde geçirdim,yapmam gereken, yapmak istediğim şeyleri yaptım; hepimiz gibi. İşime gücüme baktım, yazı yazdım, yemek yedim, telefonda konuştum, sigara almaya çıktım; falan filan. Ankara'da, o alanda olmayan, orada olup da ölen veya yaralananların yakını olmayan herkes gibi işte.

Olan bitenden şu veya bu şekilde direkt olarak veya yakinen etkilenen insanların duyduğu üzüntü ve sıkıntının onda birini bile duyamayız, en duyarlı olanlarımız bile.

Hatta sosyal medya platformlarında falan oh çekenler bile olabilir. (Nasıl yapabiliyorlar bana kimse sormasın, ben anlamıyorum, bilmiyorum.) Şunun veya bunun yaptığı varsayımıyla 'Onlar bize şunu yaparken, bunu yaparken iyi miydi?' diyenler olabilir, çok gördüm böyle şeyler, Suruç'ta olanlardan sonra bu olanın az olduğunu ifade eden iletiler gördüm, az olmuş, keşke daha çok kişi ölse imiş, keşke daha çok ölselermiş hatta. Çok iğrençti, çok iğrendim.

Ne diyordum, başka yerlerde yaşayıp da, alandaki insanlardan herhangi biriyle hiçbir bağlantısı olmayıp da olayları dışarıdan, Haberler'den, sosyal medyadan falan takip eden ve gördüklerine, duyduklarına üzüntüyle bakan insanlar olarak hissettiğimiz sıkıntı ne kadar olabilir?

Ama insanın ruh hali sabah saatlerinde, bunlardan haberdar olmadan önce olduğu gibi olmuyor işte. O gün yapacağın hiçbir şeyden mahrum kalmıyorsun; yemenden, içmenden, işinden, TV seyretmenden, ne bileyim, iş toplantından, randevundan, çocuğunu kucaklamaktan, arkadaşınla kahve içmekten, lavaboyu silmekten, alışveriş yapmaktan...Neşelenip güldüğün oluyor, neşelenip gülecek halin var. Ama günün içinde defalarca, boğazına bir yumru oturuyor. Otursun, oturmalı, oturmazsa olmaz...bana olmaz gibi geliyor.

Bence, bize bunu ve bu dönemde başımıza gelen şeyleri yapanların kim/kimler olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bunu belli ve tek bir örgütle falan açıklarlarsa ne kadar inanacaksınız; onun ardında kimler var, ya onun ardında, ya onun ardında?

Güzelim memleket (Topraklarından, coğrafyasından, dağından tepesinden, gölünden denizinden söz ediyorum) insanın neredeyse hiçbir zaman tam bir keyif duymadığı/duyamadığı, hep bir güvensizlik, bir endişe içinde olduğu bir yere dönüştü. Keyifsiz bir ülke oldu burası. 3 gün hayatından memnun gezsen, 4 gün bir şey oluyor, sarsılıyorsun. Bastığın yerin sağlam olmadığını tekrar hatırlıyorsun.

Bi ürkek, bi titrek yaşıyoruz ve böyle giderse giderek daha ürkek, daha titrek olacağız gibi.

Bu sefer birinin istifa etmesini çok isterdim ben. Birkaçının da olabilir. Biri de üstüne alınsın, bende bir eksiklik var, bu böyle olmamalıydı, bulunduğum mevkinin hakkını veremiyorum, attığım havanın hakkını veremiyorum, aldığım paranın hakkını veremiyorum desin; bu beni rahatsız ediyor desin...de istifa etsin.

Piyasada hakkaten adam kalmamış.

1 yorum:

  1. Evet canım.Yazını okudum.Genişce düşüncelerini anlatmış ve etkilenmemize rağmen bir şekilde yaşamı sürdürmek zorunda olduğumuzu yazmışsın.Evet üzülmemizin vicdanımızla ilgili olduğunu biliyoruz. Acıların hakiki sahiplerine yürekten dualarımızı gönderebiliyoruz ancak.İstifa etmek,sebeboldum-uk demek yürek ve vicdan ister.Hakkımızda hayırlısını dilemekten başka maalesef bir dahlimiz olamıyor.Başımız sağolsun kardeşim.Sevgilerimle iyi bir akşam dilerim.

    YanıtlaSil